KOMŞU KIZI
Yaprak dökümü bir sonbahar akşamında rastladım sana,
Ben, göğe dallarını kaldırmış dua eden,
Yaz yakıcılığını atlatmış, yağmur tanelerini bekleyen,
Köksüz bir ağaçtım, bana "Merhaba" dediğinde...
Yaşam ışığımı yakaladım, gözbebeklerinde,
Saçların dalgalandı içimde,
Rüzgarların, kokunu savurdu ciğerlerime...
Sana merakım arttı birden,
Önden güleç ve edilgen, yandan zarif ve buyurgan.
Dişi incide biten, bakışı bahar tüten,
Rüzgarla gelen, fırtınayla giden.
Hayal meyal hatırladım, Eylül olmalıydı adın,
Bu sen olmalıydın komşu kızı, bu sen olmalıydın...
Sözlerin sağanak sağanak yağdı kurumuşluğuma,
Önce dallarım nasiplendi, sonra gövdem, en son köklerim.
Ve tuhaflandım. Fütursuca dallandım, budaklandım,
Yetmedim, ruhuna köklerimi saldım,
Bu sen olmalıydın komşu kızı, bu sen olmalıydın...
Gitmiştin!... Elvan elvan kokular yayılmıştı dört bir yana,
Hayal alemine daldım birden,
Düş filminde başrolleri paylaştım seninle.
Önce bakışıyor, sonra elele tutuşuyorduk,
Sen, mertliğime sarılıyordun, ben saflığına,
Sen dürüstlüğüme bağlanıyordun, ben de içtenliğine...
Aramızda duygular sarmaş dolaş iken,
Ellerimiz ayrışıyordu, gözlerimiz hala kilitli.
Sevgi yumağıyla, biraz daha yanaşıyordum sana,
Saçlarını okşuyordum, tel tel kokluyordum,
Işıyan gözlerine dokunuyordum dudaklarımla.
Dizlerinde yatırdım hayallerimi,
Gönlüne serpiştirdim sevinçlerimi,
Avuçlarına ektim ümitlerimi,
Sevgiyle atan yüreğimi akıttım kucağına.
Göğe yükselirken, nedendir bilinmez,
Alt yazılar geçiyor,
Komşu kızı bu film burada bitmez...